Kaan'ı doğurduğumda uzuunnn uzun yazmışım doğum hikayesini. İlk çocuk ya. Koca ile tanışma faslına kadar varmış durum. İkinci çocuk olunca öyle olmuyor sanırım. Kısa ve öz. Gittim doğurdum geldim:)) Ha ha..Yok yok o kadar kolay değil:) Hem büyüyüp te Mirza bey okuduğunda "Anne bu mudur yani? " demesin dimi? Öyleyse geniişşş geniş yazayım.
Efendim malumunuz üzere çok ama çok istedik Mirza bey'i Allah'tan. Rabbim kimseyi aratmasın çok şükür ki nasip etti bize. İş yerinde iki dakika boş kalınca kafamdaki tilkiler dolaşmaya başladı " hıımmm kaç gün geçti, bende hala tık yok, acaba hamile olabilirmiyim ki? " derken işe dalıp yine unuttum her şeyi. Sonra iş çıkışı eczaneye uğrayıp 2 tane test aldım. Garanticiyimdir biraz evet:) Ama o gün tekrar yoğunluktan koşturmacadan bir türlü fırsat bulup testi yapamadım. Zaten ramazan, orucum, Kaan bey'in bileği kesilmişti O'nun nazı niyazı fırsat olmadı işte. Neyse ertesi gün işe gittim tekrar çantamda bir şey ararken testleri fark ettim. Kalk dedim Dilek. Olmayacak böyle . Yap bakalım şu testleri. Yaptım. Önce nutkum tutuldu, nefesim kesildi, başım döndü şöyle bir sendeledim. Gözlerimi ayıra ayıra bir daha baktım elimdeki plastik zımbırtıya. Evet iki tane çizgi görünüyordu. Acaba dedim ben mi çift görüyorum. İş arkadaşımı çağırdım. Gösterdim. Yok ben çift görmüyormuşum O da çift görüyormuş:) Allah'ım bir sevinç, bir heyecan, bir mutluluk, bir şaşkınlık anlatamam. Mesainin bitmesine daha 5 saat var. Duramıyorum. Gittim müdür'e benim eve gitmem lazım çok önemli dedim. Adam yüzümde nasıl bir fırtına gördüyse artık tamam dedi. Eve giderken eşimi aradım. O'da eve gidiyormuş. Buluşalım beraber eve gidelim dedim. Olur dedi. Metro durağında buluştuk. Metro bekliyoruz ama adam bir terslik olduğunu anladı. Her 20 saniyede bir "Ne oldu, neyin var? " diye soruyor. Eve kadar sabredemedim. Metro beklerken " Hamileyim" dedim. Yüzünün rengi önce beyaza, sonra kırmızıya, sonra bordoya dönüştü. Yutkundu. Deriiinnn bir nefes aldı. Emin misin? dedi. Eminim testi iki defa tekrarladım dedim. Tamam hadi doktora gidelim dedi. (O da garanticidir:)) Zaten akşam olmuş ne doktoru eve gidelim yarın gideriz dedi. Yüzüne bir gülümseme takıldı taaaki ilk doktor ziyaretine kadar. Tabii ben içimde tutamam eve gittik annem, babam, kardeşim bizde. 1 saat sonra hepsi aldı güzel haberi. Herkes hem mutlu hem endişeli. Ertesi gün doktora gittik. Evet hamileyim. Ama hem hamileliğim benim içim çok riskli hem doğum. Hadi diyelim hamileliği bir şekilde geçirdik doğum çok ama çok riskli. Daha önce geçirdiğim ameliyatlar, omuriliğimin durumu, kalçamın kırığı her şey engel. 3 günde bir insan ne kadar çok doktora gidebilirse gittik. Hepsi yok şu hastaneye git, yok bu uzmana görün, yok yok en iyisi alalım, taşıyamazsın, doğuramazsın dedi. En son Sevgili doktorum Murat KADIOĞLU ile tanıştık. Zor olacak ama olacak Allah'ın izniyle içini ferah tut güzel düşün dedi. Öyle yaptık. 9 ay hemen her hafta doktora gittim. Bir ara 1 hafta kadar hastanede yattım. Amniyosentez isteyen başka bir doktor yüzünden kafamız karıştı ve bir ara dünyayı kendimize zehir ettik, karnım burnumda işe giderken araba kullanırken sancım başladı, yanımda arkadaş, alt geçitte kaldım. Gidemiyorum. Hastaneye nasıl gittiğimizi bilemedik. Zor bela sancıları durdurduk, bir kere de evde sancılarım başladı eşimle nasıl gittiğimizi bilemedik hastaneye. Her seferinde iğneler, ilaçlar, serumlar derken biraz daha kalsın, biraz daha dursun diyerek 1 nisan'ı ettik.
Doktor'um artık Mirza bey'i içeride tutamayacağımızı anlayınca 1 nisan pazartesi günü gel bebeği sezeryan ile alalım dedi. Pazar günü heyecandan ve korkudan resmen ruhumu teslim ediyordum. O gece malumunuz uyumadım, uyumadık. Sabah kalktım duşumu, abdestimi aldım, namazımı kıldım, Annem, kardeşim, Kaan, kocam yola çıktık. Sezeryan saati belli olmadığı için Kaan'ı kayınvalidemlere bıraktık. Ben yatış işlemlerini falan yapınca kayınvalidem Kaan'ı da alıp gelecek. Hastaneye vardık. Doğumda benim için erişkin yoğun bakım gerekli görüldüğünden üniversite hastanesinde doğum yaptım. Doktorların aylık tabloları var hangi gün muayene, hangi gün ameliyathane, hangi gün acil falan. Bizim doktor o gün muayene de. Saat 09.00 da muayene başlıyor. Muayenehane kapısında bekliyorum. Bana yatış yaptıracak Allah Kerim ne zaman fırsat bulursa öğle arasında falan ameliyatımı yapacak. Neyse doktor geldi gayet neşeli, O gayet olağan bir gün yaşıyor. Yatış dosyamı imzalayıp verdi. " Sen yatış yap ameliyathaneye not bırakalım ne zaman müsaitseler o zaman ameliyatını yapalım" dedi. Ameliyathaneyi arayıp not bıraktı. Bana da " belki bugün olmaya bilir doğum, ama sen hiç bir şey yiyip içme olmazsa yarın alırız " dedi. Benim yüzümden düşen bin parça. Bugün olsa da hepimiz rahatlasak. Ölücem mi kalıcam mı? bir baksak:) Neyse ben çıktım muayenehaneden adamın kapısının önünde resmen 100 kişi var. Dedim bugün hayatta olmaz bu iş. Kocam, annem, kardeşim kapıda. Dedim durum böyle. Hadi çıkıp yatış yapalım. Odaya yerleşelim. 3. kata çıktık bankonun önünde bekliyoruz elimde dosya evrak falan imzalıycam, damar yolu falan açılacak oda verilecek yatıcaz işte. Bir baktım karşıdaki büyük kapıdan bir hastabakıcı sedye ile geliyor. içimden dedim ki " yazııkkkk biri kesilmeye gidecek şimdi kesin. Kim acaba?" Adam sedyeyle bankonun önünde, yanımızda durdu. "Dilek ......" dedi. Kocamda bende şoka girdik. Eşim " Kim???" dedi. Adam tekrar ismimi söyledi. Başladı bende bir titreme. Doktorun odasından çıkıp 3. kata gelmemiz 5 dakika sürmedi ki. Ameliyathane tüm gün sadece o saat boşmuş. Doktora haber vermişler. Ameliyathane ekibi de hazırmış acilen ameliyata alınacak mışım. Üstümde halen evden geldiğim elbiselerim, Kaan yok, odamıza girmedik, hastane çantası bile arabada hala. Durmadan ama daha Kaan yok diyorum. Niyeyse Kaan'la vedalaşma çabası içerisindeyim sürekli. Hemşire önüme bir sürü kağıt dizdi hepsini hızlı hızlı anlatıyor ben hiç birşey anlamıyorum. titremekten imza atamıyorum. Sürekli aynı şarkı. Kaan yok. Bir sürü evrak imzaladık eşimle, beni nst odası gibi bir yer var hemen bankonun yanında oraya aldılar, ameliyathane önlüğü giydirdiler, sonda taktılar, damar yolu açtılar sedyeye bindirdiler. Hemşire annemden bebeğin kıyafetlerini istedi, bavul arabada. Neyse ben ameliyathaneye gidiyorum annem, eşim ben hepimiz şoktayız. Bu kadar oldu bittiye getirilmemiştim hiç. Bana birşey olursa Oğlanlar sana emanet deyiverdim kocama ve girdim ameliyathane kapısından. Hiç böyle olacağını düşünmemiştim. Kameraya çekilecektim son bir kez. koca göbişimi sallayacaktım şöyle bir. Duygu ve düşüncelerimizi paylaşacaktık tek tek. Kardeşim ben kamerayı alayım siz yatış yapın diye bizimle yukarı bile çıkmamıştı.
Neyse efendim girdim ben ameliyathaneye kocamaannn yer. Bir sürü salon. Hepsinde ameliyat var. Boş bir salona geçtik sonunda beni ameliyat masasına aldılar. Ben canımla boğuşuyorum millet günlük hayatında işte. Akşam kim kime misafirliğe gidecekmiş, birisi izne ayrılmış, onun yerine kim bakacakmış falan filan. Hem konuşuyorlar hem karnımı batikonluyorlar, kalp monitörü, tansiyon aleti falan filan sağıma soluma elli tane şey takıyorlar. Onlar için o an orada yokum, ben onların işiyim. Doktorum geldi Dedim Murat bey ne oluyoruz? Bu ne hız? Hiç hazırlıklı değildim. Böylesi daha iyi oldu dedi. Aşağıda bırakmış onca koca göbişi acil sezeryan var deyip çıkmış. Dedim şimdi aşağıdaki kadınlar bana ne sayıyorlardır. Dedim çok korkuyorum, elinizden geleni hatta fazlasını yapın tamam mı? O an anestezi uzmanı geldi. Ben dedim haydi Dilek uykuya. Murat bey'le fısır fısır 2 dakika konuştular dediler otur bakalım spinal anestezi ile olacaksın ameliyatı. Al sana bir şok daha. Ben kendimi aylarca dinleyip uyanıkken ameliyat olamayacağımı anlayınca genel anestezi istemişim adam ameliyatta uyanık olacaksın diyor. Nasıl yalvarıyorum "ne olur beni uyutun" diye. İkisi birden uyanık olmak mecburiyetindesin ciğerindeki sıkıntı genel anestezide problem çıkarabilir dedi. Daha önceki ameliyatlarımdan dolayı karnımda kesiler çok olduğu içinde bebeğe ulaşmak zaman alabileceğinden genel anestezi bebeğe de zarar verebilirmiş. Sanırım şoka girmiştim. Çünkü hem reddediyor, hemde ne denilirse yapıyordum. Oturdum, kambur durdum, anestezist boyumu sordu, söyledim, OOo uzunmuşsun deyip ilaç değiştirdi, kıpırdamamı telkin etti ve iğneyi sapladı. Hiç acı duymadım . Hiç bir şey duymadım. Kesin şoktaydım. Sonra önce sağ bacağım sonra sol bacağım önce ısındı sonra kayboldu. resmen göğsümden aşağısı ile bağlantım kesildi. Her dokunulanı duyuyor ama hareket komutu veremiyorum. doktor karnıma dokunuyor sonra yüzüme bakıyor ben hissediyorum ama o kadar. Bir bayan doktor daha geldi sonra bir erkek doktor daha gelen gelene. Başımda bir sürü insan. Doktorum "eveetttt Dilek sen nereliydin bakalım "dedi ve karnımda uzuunn bir dokunuş hissi. Anladım ki kesildim ama acı yok. Allah'ım ne konuştum ne konuştum anlatamam. Doktorlar spinal/epidurali bulan şahısa lanet etti kesin. Tek saniye susmadım. Ne iş yaptığımı, nereli olduğumu, sülalemi, kazayı, Antep'i, kocamı, oğlumu, Antep yemeklerini...anlattım da anlattım. Doktorum bir ara sen evde de mi böylesin dedi. Evet deyince hepsi kocama acıdı. İçimde bir şeyler oluyor , kaburgalarıma dokunuyolar, nefes alışımda bir problem var ama iyiyim. Sonra Doktorum "eveettt bir tosuncuk mu geliyor ne?" dedi ve meleğimi çıkardılar içimden. Havaya kaldırdı. Tertemiz, pespembe ve çığlık çığlığa ağlıyan bebeğim. Benim bebeğim. O meşhur yeşil ameliyathane bezine sarıp yanağıma dayadı hemşire gözler açık, elleri, parmakları açık ağzına sokmaya çalışıyor, acıkmış belli ki, deli gibi ağlıyor. İyi. Sağlıklı değil mi diye sordum Doktorum gayet iyi merak etme dedi. ve Benim direncim düştü. Nefes almakta gerçekten problem yaşamaya başladım. Monitörler falan ötmeye başladı. 2-3 tane doktor geldi. birisi seruma bir iğne karıştırdı, birisi diğer kolumdaki damar yolundan iki farklı iğne yaptı, anestezi doktoru hep başımda sağolsun hiç gitmedi başımı oksayıp iyi olacaksın, bitti bile,deyip durdu. Dua ettim içimden hep bir sürü Allah'ım ölmeyeyim ne olur diyorum. Baktım kimse panik değil tamam dedim. bir sorun yok Dilek Sakinleştikçe nefes alışlarım düzeldi yeniden başladım konuşmaya. Doktor baktı susmayacağım radyoyu açtırdı....Tek hatırladığım adamın tekinin "kısa keessss , kısa keessss" diye birşeyler söylediği:)) Ve bitti. Herkese plakalarına ceza gelmeyeceği, tüm ameliyathane ekibine Antep'ten lahmacun getirteceğim, fıstık, baklava getirteceğim, hepsine tek tek plaket gönderteceğim vaatleri ile ameliyat bitti. Mİrza bey'i zaten 1 dakika bile görmedim toplamda . Kontrollerin yapmak için başka bir yere götürdüler. Beni tekrar sedyeye aldılar zaten vücudum üstünde hükmüm yok. Hiç bir şey hissetmiyorum. Başka bir salona aldılar anestezi uzmanı hala başımda, göğüs cerrahı geldi falan monitörden değerlere falan bakıyorlar , maske taktılar oksijen falan verdiler sanırım yarım saatten kadar kaldım orada. Sonra haydii odama. Ameliyathaneden çıkarken ilk önce Kaan'ımı gördüm. Sonra eşimi, annemi. Nasıl şükrettim bir bilseniz. Aylarca taşıyamayacağımı, taşısam da ameliyatı kaldıramıyacağımı düşünüp kendimi bitirmiştim. Hep ameliyatta ölecekmişim gibi geliyordu. Eşim annem nasıl şükrediyorlar anlatamam. Odaya geçtik, 1 saat sonra Mirza bey geldi. Pamuğum, yakışıklım, mucizem hayatımıza girdi.

OFF dilek ya şu an yaşadığını bu kayıtını yazmadığını bilsem aayyy ne oldu acaba diye hala düşünemceğim.tüylerim diken diken içim burkularak okudum çok şükür ki sonu çok güzel olmuş valla kendim gibi sevindim ve şükrettim:)
YanıtlaSilallah ayırmasın mutluluğunuz daim olsun ve son duana kendi adıma ve isteyen herkes için AMİN diyeyim:)
öperim gelin hanım öperim.
Canım benim. Inşallah hemencecik sende 2 cocuk annesi olursun:) ama sorunsuz sikintisiz sahane bir hamilelik gecirirsin:) bende öperim
SilBiraz stresli olsada sonu mutlu bitmiş. Ömrü uzun olsun.
YanıtlaSilkız cadı daha yeni görüp okudum ya ben bu hikayeni :-)
YanıtlaSilher şeyi geç evet sonsuz şükür sağlıkla çocuklarını kucaklayabildiğin için.
gülen yüzün hiç solmasın inşallah tez vakitte elinden yine o şahane antep dolmalarını yirim bacım ya :-) öperim çok
merhaba, nasıl gidiyor iki arkek çocukla hayat ??? Bende kısmetse mayısta 2. oğlumu kucağıma alacağım :) bu arada benim yeni blogum, harika pastalarım :) http://ilknurolmez.blogspot.com/ beklerim, takipçim olursan sevinirim, facebook sayfamı da beğenirsen, arkadaşlarına tavsiye edersen çok mutlu olurum sevgilerle :)
YanıtlaSil